Son iki yüzyılın gerçekten baş döndürücü ve bir o kadar her alanda tahripkar teknolojik gelişim ile Batı’nın kendi dışında kalan periferi toplumların fizik varlıkları kadar ruhlarını da tahrip ettiği iliklere kadar hissediliyor…
Ve özellikle 20. yüzyıl boyunca Batı’nın kapitalizm nezdinde ekonomik ve sosyal düzeyde eklemleme ve tahrip etme surecine karşı periferi toplumları düşünsel olarak birkaç kanaldan baş etmeyi denedi…
Kitab-ı Mukaddes'te İbrahim'in yurdu olarak anılan Kildani'nin Ur kentinin 19 km güneybatısında yer alan Eridu, kadim Mezopotamya tarihi açısından büyük bir önem taşır. Bilinmeyen bir yerden, bilinmeyen bir zamanda gelen ve yanlarında yüksek bir kültür getiren Sümerlerin ilk yerleştiği yerdir burası. Tarihsel verilere göre Sümerler, Eridu'nun ardından Uruk'ta da siyasal bir merkez kurmuşlardır ki, bölgede yapılan kazılarda bu kentin, Sümer inanışına göre tufandan önce varolan beş kentten birisi olduğu inanışını doğrulayan bulgular sağlanmıştır.
Büyük bir çağ bunalımı yaşarken gittikçe yalnızlaşıyor ruhumuz. Bir metafor içinde parçalanıyor bütünlüklerimiz… Ait olduğumuz geniş topluluklarımızdan, küçük çevrelerimize, aile birliklerimizden aşklarımıza ve en sonunda bilincimiz kendi içinde parçalanıyor… Hücre hücre atomize oluyor bütünselliklerimiz…
Bir kelebek etkisiyle bir kâbus ateşleri doğduğu toprakların çok uzağında dünyanın en ücra köşesindeki güzelliğe bile acımasız bir yok edicilikle saldırıyor.
Evanjelizm Hıristiyanlığın Protestan mezhebi içinde bir akım değil mi? Nasıl olur da, Hıristiyan mezheplerinden birine bağlı bir akım, apayrı bir tarihsel iklimde ve bambaşka bir kültür coğrafyasında gelişmiş İslâmla bağdaştırılabilir?
Evet, Evanjelist İslâmı olur!
Eğer ABD Ortadoğu'yu kendi dünya hakimiyeti hedefine göre yeniden şekillendirme projesinde başarılı olursa; başta Türkiye olmak üzere Müslüman ülkelerde küresel merkezlerce öngörülen kültürel dönüşümün gerçekleşmesi sağlanabilirse, İslâm Evanjelistleşebilir!?
Savaşlar medeniyetin bir ürünüdür. Uygarlık yayılıp, derinleşirken savaşların çokluğu, rasyonelleştirilmiş, kronik varlığı da o ölçüde arttı. Savaşların ortadan kalkmamasının özel nedenleri arasında kitlesel endüstriyel yaşamın korkusundan kaçma arzusu da bulunmaktadır. Kitlesel toplum elbette yansımasını kitlesel askerlikte bulmaktadır ve bu, erken medeniyetlerden beri bu şekilde gerçekleşti. Savaşlar, hiper-gelişen teknoloji çağında bölünmeler ve düzensizliklerden beslenmektedir.