Advertisement
Ana menü
Ana sayfa
Makaleler
Röportajlar
Blog
Yazılar
Bağlantılar
Arama
Dikine Forum
İletişim
Yazarlarımız
Güncel yazılar
Üye girişi





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
İstatistikler
Ziyaretçi sayısı: 623724



Dikine
Forum
açıldı



 
Bulunduğunuz sayfa: >> Ana sayfa

Tabansız Faşizm ! Yazdır E-posta
Perşembe, 01 Mayıs 2008
 

Yazan: Orhan Gökdemir,

Okunma Sayısı : 1330

Orhan Gökdemir

1976 yılından bu yana her 1 Mayıs’a katıldım. 12 Eylül generallerin azgın darbe zamanlarında 1 Mayıs organizasyonu yaptım. Taksim’de dolaşmanın cesaret istediği o karanlık günlerde 1 Mayıs meydanında, yakasında kızıl karanfillerle dolaşılabildiğine tanık oldum. Ancak 2007 ve 2008 yıllarındaki iki 1 Mayıs’ta daha alana giremeden gaz ve cop tehdidiyle uzaklaştırıldım. Bunlar benim katılamadığım iki 1 Mayısımdır.

İktidarda kim var? Güya devletin mağdur ettiği İslamcı kardeşlerimiz. Hatta içlerinden biri bir ara şiir okudu diye içeri bile atılmıştı. İstanbul’u yönetenler kim? Birisi vali, biri polis şefi. Onlar, bu mağdurlardan önce de buralardaydı. Polis ise bildiğiniz gibi... Sendikalara, örgütlere Taksim meydanına çıkmak için diretti diye küfreden Fethullahçı gazetenin başı dumanlı yönetmeni ile sokakta gördüklerimiz arasındaki mesafe gerçekten kısa, bir kez daha öğrendim.

Farz edin ki İstanbul’u düşman bir ordunun askeri kuvvetleri kuşattı. Farz edin ki bu ülkenin yurtseverleri kuşatmaya karşı başkaldırdı. Herhalde görüp görebileceği şiddet budur. Yaşlıların, kadınların, genç erkek ve kızların üzerine, copla, tekmeyle, tokatla, gazla, basınçlı suyla saldıran, yere düşene toplu halde tekme savuran, kaçanın arkasından yetişip öldüresiye döven düşman bir zihniyet bu.

Okuyucu yorumları Bu yazıyı web sitenizde yayınlayın yazının devamı...
KINIYORUZ ! Yazdır E-posta
Perşembe, 01 Mayıs 2008
 

Yazan: Dikine,

Okunma Sayısı : 1349

1 Mayıs 2008 tarihinde, İstanbul'un orta yerinde, işçilere, emekçilere, yüzyıllardır sömürülenlere, ezilenlere; devletin resmi organlarınca tasarlanmış, itina ve dikkatle uygulanmış şiddeti, KINIYORUZ...

Bu tasarlanmış şiddeti uygulayanlar, köylüsüne "Ananı da al git!" diyenlerin, işçileri "Ayaklar baş olmaz!" vurgusuyla aşağılayanların ve kışkırtanların "emrinde" değil midir? Bunlar kendisine okuma yazma öğretenleri, öğretmenlerini sokak ortasında gırtlaklayan; üniversite öğrencilerini boğazlarını sıkan bir yoksulluğun içine yuvarlayıp, gençliğin "hayır!" deme hakkını ve geleneğini ellerinden alıncaya dek "şiddet" uygulamayı kendisine hak görenlerin "eseri" değil midir? 

Ülkeyi "kendi çiftliğiymiş gibi yönetenleri", onlara cesaret veren gelenekleri; ülkenin çalışanlarına, değer yaratanlarına, bu coğrafyayı daha iyiye taşıyacak olanakları varedenleri hedef alan, engizisyon mantığını: KINIYORUZ...

Dünyanın tüm maddi değerlerinin, modern dünyanın o çok övünülen ihtişamının yaratıcısı, İşçilere ve emekçilere yönelmiş bu hiddet ve öfke aslında doğaldır. İşçiler ve emekçiler, kendilerine ait olanın "sermaye düzeni" tarafından nasıl "çalındığını", bu hırsızlığın "siyasal devlet" ilkesince onanarak, nasıl yasal hale getirildiğini; sermaye yandaşı devletin kolluk güçlerinin görevinin ne olduğunu bilmekte ve anlamaktadır.

İşçilerin ve emekçilerin tarihi, gaspedilen haklarının "geriye alınış çabasının" tarihidir.

Okuyucu yorumları Bu yazıyı web sitenizde yayınlayın yazının devamı...
1 Mayıs'ın Öğrettikleri... Yazdır E-posta
Perşembe, 01 Mayıs 2008
 

Yazan: Mustafa Çölkesen,

Okunma Sayısı : 1364

Mustafa Çölkesen

Değerli arkadaşlarım,

Herşey gözlerimizin önünde kanlı-canlı yaşandığı için uzun yazmayacağım.

Tarihte öyle anlar vardırki, binlerce yılda biriktirdiğiniz kavramlar, kuramlar bir anda canlanır ve hepsinin özü, özeti haline gelir...1980’lerden bu yana ülkemizde yaşanan ilginç siyasal gelişmeler sonucu 1 Mayıs 2008 böylesi günlerden birisi haline geldi...

2008 yılındaki 1 Mayıs, arkasındaki toplumsal güçlerin göreceli cılızlığı, kapitalizme karşı uluslararası güncel, etkin bir programdan yoksunluğuna rağmen sadece simgesel anlamı ile dahi içinde yaşadığımız düzenin sınıfsal niteliğini çok net bir şekilde teşhir edebildi.

Okuyucu yorumları Bu yazıyı web sitenizde yayınlayın yazının devamı...
Doğunun dinleri, Dinlerin doğusu Yazdır E-posta
Pazartesi, 17 Mart 2008
 

Yazan: Orhan Gökdemir,

Okunma Sayısı : 2034

 " Senin tatlı soluğundur benim soluğum,
Güzelliğin her zaman gözlerimin önünde.
Duyabilsem sesini Kuzey rüzgarında,
Güzelim, seninle dinçleşir bedenim.
Uzat ellerini, yol göster ruhuma, canıma can kat:
Beni sonsuzluğa çağırırsan hazırım gitmeğe."

Akhenaton’un Yakarışı

Orhan Gökdemir

Doğunun tarihi niçin dinler tarihi olarak ortaya çıkıyor? “Acı çeken insanın inlemesi ve iç çekişi olarak din” biliniyor; zaman zaman bir “protesto” olduğu da. Ancak, dinlerin doğuş çağında acı çeken insanların tümü Doğulu değildi. Doğudaki uygarlıklar acı çekerken, bir din yaratacak sosyal örgütlenmeye de erişmiştiler. Doğu, bütün dinlerin olduğu kadar bütün uygarlıkların da beşiğidir.

Bu durumda din ile uygarlık arasında bir bağ kurabilir miyiz? Çıkışlarında uygarlık olmakla birlikte, dinler hep kıyıların ürünleridir. Museviler ve Muhammediler uygarlıklar coğrafyasının bedevileriydiler. 

Okuyucu yorumları Bu yazıyı web sitenizde yayınlayın yazının devamı...
Popüler Kültürle Yozlaşan Kadim Bilgelik Yazdır E-posta
Pazartesi, 03 Mart 2008
 

Yazan: Göktuğ Halis,

Okunma Sayısı : 1480

 Göktuğ Halis

İçinde yaşadığımız dünyanın manevi düzeydeki kaybı, günümüzde çok farklı vesilelerle dile getirilir oldu. Farklı toplumsal statü ve sınıftan birçok düşünür, "günümüz dünyasının ruhani" düşüşünün altını çeşitli nedenlerle doldurarak açıklamaya çalıştı. Bu yozlaşma, kimilerine göre örneğin, Kur'an-ı Kerim ve öğretisinin unutuluşuyla "manevi" dünyanın ödüllerine yeğ tutulan bir "dünyevi" ihtişam takıntısından kaynaklanırken, kimilerine göre ise, sosyalizmin ahlaki ideallerine sahip olmayan toplumsal bir sistematiğin "kaçınılmaz" sonucu olarak beliriyordu.

Okuyucu yorumları Bu yazıyı web sitenizde yayınlayın yazının devamı...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 41 - 45 Toplam: 121



Linkler
Dikine e-Grup
Yabanıl
2012 Marduk
Global Disaster
Dikine Forum
Hikmet Kıvılcımlı
Online Üyeler
Online üye yok
Ziyaretçi: 3
Çok okunan yazılar
Son yorumlar
AYDINLANMA TARİKATI
Aydınlık ama kaç mumluk??
Aslında Atonizm tek tanrılara geçişin...
14/06/10 16:50 devamı..
yazan Murat DEMİREGER

"Bu Kalp Seni Unutur mu?"...
o agabey
Biliyorsun ki sevgili dostum o agabey...
09/06/10 05:36 devamı..
yazan Agabey

DİN VE DEVRİM- Önsöz
Muhteşem bir kitap
muhteşem bir kitap ,bu konulara ilgim...
05/04/10 14:38 devamı..
yazan şeref bacacı

"Bu Kalp Seni Unutur mu?"...
Esaslı Teğet
Sayın Çölkesen, yorumu okuyup yanıtlama...
17/02/10 10:45 devamı..
yazan Kerestetoles

"Bu Kalp Seni Unutur mu?"...
Kerestoteles'e Cevap
Sayın Kerestoteles, söylemeye...
10/02/10 10:44 devamı..
yazan Mustafa Çölkesen

"Bu Kalp Seni Unutur mu?"...
Teğet
90'lı yıllarda Bursa da öğrencilik...
10/02/10 01:27 devamı..
yazan Kerestoteles

Din ve Devrim
Böyle de görülebiliyor evet
İnsanlık tarihini yeniden...
19/12/09 06:15 devamı..
yazan Ersan Baydemir

Göktuğ Halis'in Yeni Kitabı...
Merak,tebrik
Sayın Göktuğ,merakla beklediğim...
02/12/09 03:26 devamı..
yazan kerestoteles

       
Google Gruplar
dikine grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et