İsrail, Filistin topraklarını bombalıyor. nefes alıp veren, yüzlerce insan; kadın erkek, yaşlı çocuk demeden, İsrail bombalarının altında can veriyor.
Katliam emreden, yaptığı katliamları masalsı bir dille anlatan bir dinin inananlarında acıma olur mu? Tanrısıyla peygamberiyle katliamı buyuran bir dinin kitabına, gökten düşen bir nur gibi paye verenlerde vicdan bulunur mu?
"... ve gece yarısında vaki oldu ki, Rab, tahtı üzerinde oturan Firavunun ilkinden, zindanda olan esirin ilkine kadar, Mısır diyarında bütün ilk doğanları ve hayvanların bütün ilk doğanlarını vurdu. Ve geceleyin firavun, kendisi ve bütün kulları, ve bütün Mısırlılar kalktılar, ve Mısır'da büyük feryat vardı; çünkü içinde ölü olmayan bir ev yoktu... " (1) Eski Ahid, Çıkış, 12. bap 29-30.
Gnostisizm, çoğu zaman, disipline olmuş ayrı bir inanç, düşünce sistematiği ya da felsefi bir dizge olarak adlandırılır. Ama bu tanım ayrıntıda hatalıdır. Gnostisizm, bir eğilimdir ve ana inanç sistematiği bulunmadan anlaşılamayacak bir dizgedir. Buna göre, her dinin batıni kolları, gnostik nitelikler taşır ve gnostisizm, her dinde varolan eğilimlerin toplamıdır. Tarih boyunca çok sayıda din, bünyesinde Gnostisizmi barındırarak güçlü eğilimler yaşatmıştır. Örneğin Yahudi toplumunun en yaygın örneklerinden birisi olan ESSENİLER, Hıristiyanlık'ta Bogomil ve Catharlar, Müslümanlıkta da Şii'liğin kimi kolları, Gnostik felsefi unsurlarla yanyana çatallaşmıştır. Kur'anda üç defa geçen Sabiiler, gnostik bir dualizm anlayışına sahiptir.
Gnostik eğilim, Mısır dininin çözülüş sürecinde kendisine yaşam alanı bulan ve yıkımdan kendisine güçlü dersler ve öğretiler çıkararak biçimlenen bir yapıdır. Thot okulunun eğilimleri doğrudan gnostisizme sızmıştır Seçkincilik, sırlara belli bir sınıfa ait üyelerin sahip olabileceği inanışı ve dışın, yığının, insan toplumunun kötülüğü...
Arkadaşlarımızın yer yer desteklediğim, yer yer de katılmadığım, kısmen de olsa yanlış anlaşılmalardan doğduğunu düşündüğüm saptamalarının doğru bir düzlemde tartışılmasının büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum. Değerli Ali, Sefai ve Mustafa'ya, ilgi ve dikkatlerinden dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın Ali,
Kültürün değişik tanımları yapılabilir. Bunlardan herhangi birinin, bir diğerinden daha doğru olduğunu iddia ve dikta etmek, en kibar haliyle "haksızlıktır". Ancak yine de sistematik bir yapıtın kaçınılmaz dayatısı, yola çıkarken bir takım ilkeler benimsemeniz ve belli doğruların önsel kabulü üzerinden hareket etmenizdir. Elbette bu doğruların, bugünden yarına oluşmamış, aceleyle ve düşünülmeden alınmış kararlar olmamasında fayda vardır. Bizim kültür tanımımız böylesi bir çabanın ürünüdür ve olguları açıklarken genel kavramlara yaslanılmasından, onların doğru ve kapsayıcı biçimiyle kullanılmasından başka gayemiz yoktur.
Pike, Talat Turhan ile Orhan Gökdemir’in birlikte yazdığı Eymür-İç savaşın Mit’çisi adlı çalışmanın bir uzantısıydı. Yazarlar, Eymür’de, Türkiye’nin son 30-40 yılına Eymür’ün hikayesi ile ışık tutmaya çalışmıştı ve daha işin başında bunun “Pike”siz olmayacağı ortaya çıkmıştı. Pike de o ortak projenin içindeydi ama bir takım sorunlar nedeniyle Talat Turhan ikincisinin yazımına katılamadı. Pike ve Eymür iki yıllık bir çalışmanın ürünü ve Talat Turhan’ın büyük bir titizlikle oluşturduğu arşiv iki kitap için de çok kolaylaştırıcı oldu.
Her iki kitapta da amaç, içinden geçilen iç savaşın önemli portrelerini öne çıkarmaktı. Bunun için belki Şükrü Balcı ve Hiram Abas’ı seçmek daha uygundu, ancak kitaplar yazılırken ikisi de hayatta değildi ve savaş, onların yetiştirmeleri olan Ağar ve Eymür eliyle yürütülüyordu. Bir de, bir korku olduğunu ve yazılamadığı biliniyordu.
Pike ve Eymür, hiçbir reklâm yapılmamasına karşın zamanının çok satarları arasındaydı. Eymür, geçtiğimiz haftalarda 10. baskısına ulaştı. Pike 6. baskıdan sonra durmuştu; çünkü her iki kitaba da davalar açılmıştı.
Görünüşe göre Pike ve Eymür’e açılan davalar “Silah ve uyuşturucu kaçakçısı olduğu” iddia edilen Enis Karaduman’ın babası Mahmut Karaduman’ın şikâyeti üzerine açılmıştı. Mahmut Karaduman’ın adı 1. MİT’raporunun eklerini oluşturan polis fezlekelerinde geçiyordu. Kitaplar da, MİT raporundan yapılan alıntılar nedeniyle yargılandı. Eymür için Cumhuriyet Savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Aynı alıntının yer aldığı Pike için ise dava açıldı ve mahkeme 7 ay hapis cezasına karar verdi. Yargıtay, “cezanın üst sınırdan verilmesi” nedeniyle davayı bozdu. Mahkeme, ceza miktarını 5 aya indirdi. Dava halen Yargıtay aşamasında. Öte yandan her iki kitap da Mahmut Karaduman tarafından açılan davalarda tazminat cezasına çarptırıldı. Her iki kitap da geçtiğimiz günlerinde sansürlü halleriyle yeniden basıldı.
Pulitzer ödüllü Chris Hedges esas ABD'lileri anlattı
42 milyonu cahil, 50 milyonu eh işte!
Okuma yazma bilmeyen 42 milyon Amerikalının yüzde 20'si lise mezunu. 50 milyon ABD'li ise ilkokul düzeyinde okur-yazar.
25 yıl boyunca Ortadoğu ve Balkanlar'da çeşitli gazetelere dış muhabirlik yapan ve Amerikan toplumu ile Amerika'nın Ortadoğu politikaları konusunda uzman olan Christopher Lynn Hedges, son makalesinde, 'Cahil Amerika'yı anlattı.