| Yazan: Orhan Gökdemir,
|
Okunma Sayısı : 732 |
YENİ BASKI İÇİN NOTLAR Orhan Gökdemir ‘PSİKOLOJİSİ’ KİRLETİLMİŞ BİR ÜLKE
GEÇ GELEN İTİRAFLAR
1-TAHİR TANER KUMKALE DERİN DEVLETİ ANLATIYOR Öteki İslam’ın yazılmasının üzerinden çok uzun zaman geçti. 12 Eylül’de başlatılan psikolojik harekât arada semeresini verdi. “Ilımlı İslamcılar” çoktan beri iktidarda. Artık Türkiye bir “ikili iktidar” durumunu yaşıyor. Ve doğal olarak yenenler yenilenlerin “ak gömleğinde” siliyor kılıçlarının kanını! Işıklarla çok oynadılar çünkü. Ve ışıklarla oynayanların tamamı karanlıkta yerlerini çoktan aldılar. “Öteki İslam” bir erken uyarı sinyaliydi sadece. Gelmekte olan karanlığı erken sezmiştim, bulabildiklerimi, görebildiklerimi söyledim. Sonra bütün hışımlarıyla üzerimize geldiler.
Bunlardan biri kitapta adı sıklıkla geçen emekli asker Tahir Taner Kumkale’ydi. Mahkemenin dışında karşılaşmışlığım yoktur, ismini kitaplardan, konuyla ilgili haberlerden öğrenmiştim. Anladığım kadarıyla TİB’in yürüttüğü operasyonun başında bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar subay vardı. Kumkale onlardan biri ve önde geleniydi. Mahkemeye geldi, kitapta kendine isnat edilen bütün işleri emirle yaptığını söyledi. Kanunsuz emrin emir olmadığı itirazlarımız ise mahkeme tarafından dikkate alınmadı. Kitaba açılan iki ayrı davada hem para cezası, hem de 5 ay hapis cezası uygun görüldü. Hal böyleyken, Taner Kumkale’nin inayetiyle “kurtulduğumu” neden sonra anladım. Kumkale “Derin devlet nedir?” adını taşıyan kitabında bu inayeti şöyle anlatıyor: “Bu arada yine Güllapoğlu’nun kitabındaki bilgilere dayanarak Orhan Gökdemir imzasıyla Sorun Yayınları tarafından “Öteki İslam” isimli bir kitap çıkarıldı. Haziran 1995’te çıkan kitap baştan aşağı şahsımı hedef alan yalan yanlış iftira ve suçlamalarla doluydu. Çevremde susmakla yapılan suçlamaları kabul ettiğim gibi görüldüğümü tespit ettim ve hukuku devreye sokmaya karar verdim. Kitabın yazarı Orhan Gökdemir ve Sorun Yayınları’nın sahibi Sırrı Öztürk hakkında 4’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hem manevi tazminat ve hem de ceza davası açtım. 16 Nisan 1996’da başlayan Manevi tazminat davası 23 Aralık 1996’da tamamlandı. 1996/181 Esas ve 1996/589 Karar numarası ile hem yazar hem de yayıncı tazminat ödeme cezası aldılar. Gerekli dersi aldıklarını düşünerek tamamlanmak üzere olan ceza davasından vazgeçtim.”(Derin Devlet Nedir? s.49) Pek güzel ve devamı şöyle: “Bu şekilde mahkeme yolu ile de haklılığımın kabul edilmesi sonucunda artık yazmazlar diyordum ama devlet-millet düşmanları aldıkları emirler doğrultusunda acaba bu devlete zarar verebilir miyiz düşüncesi ile yalanlarını tekrarlamaktan çekinmediler”(Ag.e. s.49) Burada geçen “devlet-millet düşmanı” benim. Buna karşın, bunu yazan kişiye dava açmadım, çünkü buradaki mesele kişisel bir mesele değildir. Üstelik Taner Bey ile duygularımız karşılıklı. Ben de yapılanlarda bir düşmanlık sezmekteyim. Kaldı ki bu davalar Taner Beyi doğrulamaktan çok uzaktır. Taner Kumkale’nin vazgeçtiğini iddia ettiği davada 5 ay hapis cezası aldım ve o nedenle hala sabıkalıyım! İki davada da verilen cezaların gerekçesi Ankara Üniversitesi Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü’ndeki diploma yolsuzluğu ile ilgili iddialar nedeniyleydi. Mahkeme Üniversiteden bu yolsuzlukla ilgili mahkeme kararını istedi. Karar geldi, mahkum olan tek kişi üniversitenin temizlikçisiydi! Bize ise “yaşasın adelet” demekten başka yol kalmadı haliyle. Devamını pdf formatında okumak için burayı tıklayınız |